Masallar Diyarı’nın Yeraltı Krallığı

1
621

Pan’ın Labirenti (El Laberinto del Fauno)

Yönetmen koltuğunda Guillermo del Toro’nun oturduğu 2006 yılında vizyona girmiş fantastik türdeki bir filmdir.
Yabancı film dalında 3 Akademi Ödülü sahibi olan bu film, yerli ve yabancı çeşitli festivallerden 68 ödül almış ve 58 ödüle de aday gösterilmiştir. Bu özelliğinden dolayı son dönem İspanyol sinemasının en başarılı filmlerinden biri olmuştur. Ayrıca, yılda 42.6 milyon dolar kazanarak Guinnes World Records 2008 kitabına geçmiştir.

Filmde del Toro’nun kendini belli eden karanlık ortam stili dikkatinizi çekecektir. Filmde çok az görsel efekt kullanılmış olduğunu da belirtmek isterim. Aşağıda, bıraktığım videoda Pan’ın muhteşem makyajının nasıl yapıldığını da görebilirsiniz.

Filmin “muhteşem” müziklerini Javier Navarrete hazırlamıştır. Dilerseniz soundtrack albüme de bu linkten ulaşabilirsinizhttps://open.spotify.com/album/6DX38wtsdxU4xluAWHnxyz?si=m4XbfNyeTSWJeEs-tU8lsw

Savaş alanında “yalnız” bir çocuk ,savaşın o iç karartan havasından kaçarak masallara sığınıyor. Bu çocuğun ismi Ofelia ve ilk sahnede bizi kanlar içinde yerde yatarken karşılıyor. Hikayemiz 1944 yılı faşist dönem İspanyası’nda geçiyor. Bu küçük kız çocuğumuz ve hamile annesi, üvey babası Yüzbaşı Vidal’in yanına taşınıyor. Vidal obsesiflik düzeyinde saplantılı melun bir kişiliğe sahip. Acıma ve merhamet duygusundan yoksun sadist bir karakter. Ofelia’nın annesi Carmen ise ezik ve silik bir karakter. Ofelia ise annesine hiç benzemiyor. Geniş ve derin bir hayal gücüne sahip ve içinde bir çocuğun sahip olduğu saflığın o güzel masumiyetini taşıyor bu yüzden de çok merhametli bir karakter. Annesinin sıkıntılı ve zor geçen hamileliği ve despot Yüzbaşı Vidal’in her gün gerillalar ile savaştığı ormanın içindeki boğucu konakta hiç mutlu değildir. Bu sebepten küçük Ofelia konağın hizmetçilerinden biri olan Mercedes ile yakınlaşır. Mercedes, dağdaki gerillalara gizli gizli yardımlarda etmektedir. Ofelia bunu daha sonraları öğrense de Mercedes’i korumak adına bu konu hakkında kimseye bir şeyden bahsetmeyecektir.

Savaş Alanından Yeraltı Krallığına Geçiş

Ofelia ve annesi konağa doğru yola çıkmışlarken annesinin fenalaşması nedeniyle yolda mola vermek zorunda kalmışlardır. Tam bu sırada küçük kızımız etrafı kefşe çıkar ve ayağına bir taş parçası takılır ve bu taş parçası bir heykele aittir. Heykeli bulan ve taşı eski yerine takan Ofelia için hayal dünyasının kapısı açılmıştır artık. Bu dünya öyle masalsı bir dünya ki…
“Hiç yalanın ve acının olmadığı bir yeraltı krallığında, insanların dünyasının hayalini kuran bir prenses yaşarmış. Mavi gökyüzünü, meltemi ve parlayan güneşi hayal edermiş. Günün birinde, muhafızlarını atlatan prenses saraydan kaçmış. Ama dışarı çıktığında güneşin parlaklığı onu kör etmiş… ve geçmişe ait izleri hafızasından silmiş. Prenses nereden geldiğini ve kim olduğunu unutmuş. Vücudu soğuktan, hastalıktan ve acıdan muzdarip olmuş. Sonunda da ölmüş. Ama kral babası, ruhunun günün birinde yeni bir bedende, başka bir yer ve zamanda geri döneceğine eminmiş. O yüzden son nefesini verene kadar kızını beklemeye ant içmiş… ta ki dünya durana dek.”

Daha sonra Ofelia konağın yanındaki harabelerde Pan ile tanışır ve Pan ona gerçek kimliğini söyler yani Yeraltı Krallığı’nın prensesi olduğunu. Küçük kız buna karşı çıkar ve babasının terzi olduğunu söyler. Ancak Pan “Sana hayat veren aydı.Sol omzuna bir bak.Bunu kanıtlayan bir iz taşıyorsun.” der ve ekler “Gerçek baban krallığa tekrar dönebilmen için dünyaya geçitler açtı bu da(labirent) onların sonuncusu ancak özünün bozulmamış olduğundan emin olmamız gerekiyor, yoksa geçemezsin. Ay, dolunay olmadan önce 3 görevi yerine getirmek zorundasın.”
Pan, Ofelia’ya bir kitap uzatır ve kitabı yalnızken açmasını öğütler. Bu kitap küçük prensese geleceğini ve ne yapmasını gerektiğini gösterecektir… Ofelia krallığına ulaşmak ve tekrar Prenses Moanna olabilmek için zorlu ve tehlikeli görevlere atılacaktır.

Yazımın son kısımında daha fazla spoiler vermemek adına sadece “Pale Man” karakterinden bahsedeceğim.
Pan bir gece Ofelia’nın yanına gelir ve 2. görevine dair bilgiler verir ve uyarır “Dikkatli ol orada uyuyan şey bir insan değil!Oradayken muhteşem bir sofra göreceksin ama kesinlikle o sofradan hiçbir şey yiyip içme. Yaşayıp yaşamaman buna bağlı.”

Bu karakter(Pale Man) bana yunan mitolojisinde bir titan olan Kronos’u anımsattı.Kronos, Gaia ve Üranüs’ün çocuğudur ve 1. Nesil Olymposluların babasıdır. Kronos, annesi Gaia tarafından eline verilen çelik tırpanla babası Üranüs’ün hayalarını kesmesinden sonra tahta kendisi geçer. Çoçuklarının da kendini tahttan benzer şekilde indirebileceği korkusuna kapılır ve doğar doğmaz çocuklarını yer.

Pale Man’in önünde muntazam bir sofra dururken hiçbir şeye dokunmayıp sadece çocukları yemesi… Aç gözlü kapitalist sistemin bir yansıması adeta. Açıkça bize şunu gösteriyor ki hırs ve hunharca tüketme içgüdüsüyle hareket eden bir canavar var karşımızda ve Pan’ın da dediği gibi orada uyuyan şey kesinlikle bir insan değil!

 

Son olarak bu yazının ilk denemem olduğunu belirtmek isterim ve eğer bilmeden de olsa sürç-i lisan ettiysem affola. Düşüncelerinizi benimle paylaşmak için aşağıdan yorum yapabilirsiniz. İyi seyirler dilerim!

 

Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Pan%27ın_Labirenti

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here